THE BABUSHKAS OF CHERNOBYL / ÇERNOBİL'İN BABUŞKALARI


Yönetmen: Holly Morris /Anne Bogard / 71'

Dünyanın en zehirli yerinde üç beklenmedik kahramanın hikâyesi.
Çernobil Santralini çevreleyen Ölü Bölge'deki yaşlı kadınlar topluluğu atalarının topraklarından ayrılmıyor. Komşuları uzun zaman önce kaçıp gitmiş ve kocaları teker teker ölmüş olsa da bu kadın kardeşliği yaşam için uygun olmadığı söylenen bu toprakları işlemeye çalışıyor. Hükümetin emirlerini ve sağlık uyarılarını dikkate almayan "Çernobil'in Babuşkaları", dünyanın en zehirli çevrelerinden birinde var olmayı başarıyor.
İnsanlar bana sürekli "Radyasyondan korkmuyor musun?" diye soruyorlar. "Ben hiçbir şeyden korkmam." diyor Maria sırıtarak, hiç dişi kalmamış. 80 yaşındaki, bütün ailesi ölmüş ya da uzaklara gitmiş bu kadın Çernobil Girişe Kapalı Bölgesi'nde tek başına yaşıyor; ancak gayet mutlu. Çevresindeki çorak toprakları göstererek "Bunların hepsi benim... Hepsi benim!" diyor, "Anavatanıma döndüğüm için tanrıya şükürler olsun" Maria gibi bu bölgede yaşayan yaklaşık 100 kişi var, neredeyse tamamı kadın. Reaktörün patlamasından sonra bölgeden uzaklaştırılan bu Babuşkalar, yasadışı olsa da evlerine dönebilmek için çalılara tırmanarak ve elektrikli tellerin altından geçerek 70 kilometreye varan bir yolculuğa çıktılar. Maria gözleri yaşlı bir şekilde anlatıyor: "Geri döndüğümde eğildim, yerden bir karış toprak aldım, ağzıma koydum ve dedim ki 'Bir daha buradan asla ayrılmayacağım'"
Toplumun geri kalanıyla bağlarını koparmış ve kocalarını uzun zaman önce yitirmiş bu yaşlı Babuşkalar artık tamamen kendine yetebilen bir topluluk, balık avlıyorlar ve yeryüzündeki en zehirli toprakta tarım yapıyorlar. Stalin'in kuraklığında ve İkinci Dünya Savaşı'nın acımasızlığında beraberce hayatta kalmayı başarmış bu kadınlar birbirlerine ve topraklarına sarsılmaz bağlarla bağlılar. Valentyna, "Hiç bir yere gitmiyorum, silah zoruyla bile" diyerek gururla açıklıyor. Hanna "Sonsuza dek arkadaşız" diyerek gülümsüyor.
Kendi yetiştirdikleri ürünlerle hayatta kalan Babuşkalar modern uygarlığın ulaşamadığı bu bölgede kararlı ve mutlu bir biçimde günlerini geçiriyorlar. Maria şöyle açıklıyor "Hiç bir şeyden pişman değilim, kendi evimdeyim ve hiç kimseye yük olmuyorum o yüzden hala çok mutluyum... Herkes kendi canının istediği yerde yaşamalı."
İlgi çekici ve şaşırtıcı şekilde moral verici bir film Çernobil'in Babuşkaları; üç beklenmedik kahramanın etkileyici bir portresi; dayanışma ve arkadaşlığın gücüne bir övgü. 

Seanslar:
Fransız Kültür Merkezi / 11 Mayıs Perşembe 2017 / 14.45
DEÜ - GSF - Rauf Beyru Salonu / 10 Mayıs Çarşamba 2017 / 12.40

 

http://www.egebelgesel.com/administrator/index.php?option=com_media